Diyarbakır’da Hava Harekat Merkezi ve İsrailin Heronları
İçimizdeki vatanseverler (!!) yine iş başında. İsrail Heronlarının 9 Eylül 2011′de Hatay ve çevresinde casusluk ve keşif amaçlı uçuşunu, Hatay bölgesindeki Kurtnasır tepesindeki personel, radarların AÇILMAMASI emrine rağmen şüphe üzerine açıyor ve maalesef Diyarbakır Hava Harekat Merkezindeki vatansever (!!!) kardeşlerimizi gecenin bir yarısı uyandırıyorlar.
F-16 vurmak için hazır, HAWK ismi verilen füze bataryaları hazır ama nedense birileri hazır değil? Üst düzey vatansever (!!) komutanlar. Alta vidyoyu ve bu haberin kaynağını ekliyorum.
En acı olan ne biliyor musunuz? Vidyonun sonundaki konuşma.
-Yzb Kılınç (Diyarbakır BİKİM): Yani. Kedidir abi.
-Yzb Takımcı (Diyarbakır BHHM): Bence de kedi. Yani bununla ilgile de yapılacak hiçbirşey yok yani.
F-16′lar, HAWK’lar neyi bekliyor? Bunlar vatan savunması için mi alındı yoksa tatbikatlar için mi? Yorumu sizin vicdanlarınıza bırakıyorum.
Haber Kaynak: http://www.aktifhaber.com/bu-ses-kaydi-turkiyeyi-sarsacak-584620h.htm
KCK nedir?
Bugün gazetesi yazarı Gülay Göktürk’ün yazısı çok çarpıcı. KCK’yı bize Kürt halkının temsilcileri, Kürt siyasetçiler diye lanse etmeye çalışan PKK ve BDP mihraklarına tokat gibi bir cevap adeta.
KCK NEDİR?
KCK yasama-yürütme-yargı şeklinde örgütlenmiş, devlet içinde ayrı bir devlet yapılanması… KCK’nın Almanya’da toplanan 700 delegelik “Yasama Meclisi” var. Hukukçular tarafından hazırlanmış bir sözleşmesi (anayasası) var. Mahkemeleri, hatta temyiz mahkemeleri var. KCK bölgede faaliyet gösteren işadamlarından “vergi” istiyor. Üstelik örgüt bunu “egemenlik hakkı”nın bir gereği olarak izah ediyor. KCK seçilmiş belediye başkanları ya da milletvekillerine baskı yapıyor. Onları sorguya çekiyor, sorgulama sonucunda bazı başkan ve meclis üyelerine “kınama”, “uyarı” veya “uzaklaştırma” cezası veriyor. Mesela, “Sayın Öcalan” kampanyasına imza atmayan Osman Baydemir KCK’nın belediyede görevli bir elemanı tarafından sorgulandıktan sonra disipline sevk ediliyor. Yine iddianameden, Osman Baydemir’in bir televizyon programına çıkmak için KCK’dan izin istediğini ancak üst düzey yöneticilerin buna da izin vermediğini; ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da 2009 yılındaki yerel seçimlerden önce Diyarbakır’a gelmek için KCK’dan izin istediğini ve onun da izin alamadığını öğreniyoruz. DTP’nin kapatılmasından sonra BDP’nin kurulmasına da, BDP milletvekillerinin Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılmamasına da, DTP’ye ait belediyelerde işçi alımı, işçi ücretleri, işten çıkarma, ihalenin verileceği kişi gibi konulara da KCK karar veriyor. Bu konudaki talimatlara uymayanlara cezai yaptırımlar uyguluyor.
Bu, dört dörtlük bir illegal yapılanma tablosu. Bu tabloda KCK hiyerarşi piramidinin tepesinde yer alıyor ve legal-yarı legal bütün oluşumları sevk ve idare ediyor.
Bu kadar da değil, şehirleri şiddete boğan, kana bulayan tüm eylemler de KCK’nın emriyle hayata geçiriliyor. Gösterilerde molotofkokteyli atılması, eylem alanına taşlı-sopalı gelinerek polislere saldırılması, fırsat doğarsa polis linç edilmesi talimatları hep KCK kaynaklı.
Özetle tablo o kadar açık ki, KCK’yı yargılamayan bir hukuk devleti düşünülemez.
Kaynak: Aktif Haber – KCK’yı Yargılamayan Devlet Düşünülemez
Mexsîmê Xemo PKK’lıların Ermeni-Kürtçe Profesörü öldü
PKK’nın menşeisini ve nerelerden beslendiğini araştırmayan ve bunları bilmeyenlerin gözlerini biraz olsun açmak istiyorum. Ermeni diasporasının yüzyıllık Türkiye kinini boşaltmak için seçebilecekleri en güzel alan, Türkiye topraklarında yaşayan kardeş toplumu birbirine düşürmek. Bunun fitilini ateşlemek için Fransada açtıkları Kürtçe akademileriyle, önce dil bilincini yerleştirmek için 1960′larda ve 70′lerde, o zamana kadar yazılı kaydı bulunmayan bir dilin gramerini yazmaya başladılar. Yazı ve gramer bittikten sonra, tarih oluşturmaya başladılar. En sonund kendi militanlarını Türkiye’nin Doğusuna salmak suretiyle, bir toplumun ayrıştırılmasının savaşını başlattılar.
İşte onların akıl hocalarından Kürtçe profesörü Mexsîmê Xemo ölmüş ve PKK sitelerinde yazdıkları haliyle Ezidi, bizim bildiğimiz haliyle YEZİDİ geleneklerine göre 3 gün törenin akabinde cenazesi toprağa verilmiş. PKK’nın menşei ve şu an halen içinde bulunan gruplar gibi kendisi de ermeni ve yezidi olan bu zat, ölmeden önce verdiği demeçte bakın ne diyor:
Kürtler, Türkçe eğitim veren okulları boykot ettiler. Türkiyenin asimilasyon politikalarını protesto ettiler. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Kürtçe’nin resmi eğitim için Meclis’e dayatmada bulunulmalıdır. Kürtler bu konuyu dayatmalıdır. Bu kadar büyük bir Kürt nüfusu varken parlemento bunu kabul etmelidir. Kürtler bu konuyu BM ye götürmelidir. Bürüksel’e ve diğer tüm uluslararası platformlara atşımalıdır. Elbette ki Türk devleti Kürtlerin kendi dillerinde eğitim görmesini istemiyor çünkü Türkiyenin bölüneceğini düşünüyorlar
Bir ömür boyunca, diaspora ve onların uzantısı olarak bu müslüman milletle mücadele etmiş insanlarla PKK’lıların iş birliği içinde olması ve kürt kardeşlerimizin Avrupada bu kişilerin çevirmiş olduğu filmlerden habersiz olmaları ne kadar üzücüdür.
Nurat Mert BDP Otobüsünde
Erkek yarısı, fikirlerinden ve söylem tarzından hiç hazetmediğim Nuray Mert nihayet safhını belirlemiş, mertlik yapmış. Helal olsun, PKK ve onların taşeronu BDP ile duble yol yaptı, baya bi ilerler bundan sonra.
Güneydoğu’ya yapılan duble yorumdan dolayı Başbakan Erdoğan’ın sert tepkisini çeken gazeteci Nuray Mert, BDP otobüsü üzerinde zafer işareti yaparak halkı selamladı.
12 Haziran seçim sonrası teşekkür turlarına çıkan Barış ve Demokrasi Partisi yöneticilerinin dün sürpriz bir konuğu vardı. Seçimlerden önce Erdoğan’ın eleştirisi ile dikkatleri üzerine çeken gazeteci Nuray Mert, Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk’le birlikte ziyaretlere katıldı.

Kaynak: Habervaktim
2009′un Mustafa Akaydın’ı – 2011 Kemal Kılıçdaroğlu
Bu iki vatandaşı sitede bildiğiniz üzere çok zikrediyorum. İkisi de boş teneke olduğu için ne kadar çok ses çıkarıyorlar değil mi? Antalya’da Mustafa Akaydın’ın 2 senedir ne yaptığını görmek isteyen gidip görsün. Koca bir sıfır. Halen borç ödüyorum diye yalan söylüyor. Taş üstüne taş koymadığı halde balolarda, bira festivallerinde fink atmaya devam ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu abisi gibi bol keseden attığı için şimdi kasılmış geçenlerde bu açıklamayı yapmış (kendi borazancılarının sitesinde: buyuksehirantalya.com)
“Önümde daha 3 yıl var. Görev sürem sonunda tüm vaatlerimi yerine getirmiş ya da başlatmış olacağım” dedi.
Sondaki “başlatmış olacağım” sözüne dikkat ettiniz mi? Evet, bekleyip göreceğiz.
Şimdi gelelim yazın başlığına. www.yettigarihoca.com diye bir site açılmış. O kadar güzel bir kıyaslama yapmışlarki Kemal Kılıçdaroğlu ile Mustafa Akaydın arasında ancak bu kadar olur.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yoksulluğu tarihe gömeceğiz. Yoksul kadınlara hane başına en az 600 TL aile sigortasından para ödeyeceğiz. Bizim inancımıza göre, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Biz yoksulu teşhir etmeyeceğiz” (2011- Genel seçimler öncesi )
CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr Mustafa Akaydın, “Öğrenci ve ev hanımlarına yarı zamanlı iş imkanları doğacak. Sağlık ve emeklilik projeleri kapsamında sigortalı, güvenli iş alanları açılacak.” (2009- Yerel seçimleri öncesi) ***
Devamı için: Yetti Gari Hoca
