Genel
Yasama Yürütme ve Yargı Biraraya gelir
Cumhurbaşkanı Gül devletin üst düzey erkanını bir yemekle Çankayada bir araya getirir. Güzel bir karikatürle bu konu “ti”ye alınmış.

Kemal Gürüz ve Ergenekon
YÖK Eski başkanı Kemal Gürüz Ergenekon davası kapsamında göz altına alındı. Bu konularla ilgili CNN Türk de yayınlanan haber vidyolarını sizin için biraraya getirdik.
Kemal Gürüz’e Şeref Malkoç’un cevaplarını aktarıyor:
Kemal Gürüz CNN Türk programında Ahmet Hakan ile konuşuyor:
Kemal Gürüz: “Ne Ergenekon’u ben Amerikancıyım” dediği iddia ediliyor.
Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra serbest bırakılan eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Ergenekon’la ilgisinin olmadığını belirterek, “Ben Amerikancıyım. Dünya barışını ancak Amerika sağlayabilir” dedi
Nur Serter’in Kemal Gürüz açıklaması. Masasında ingilizce kitapların bulunmasının, Kemal Gürüz’ün herşeye çok iyi hakim olduğunu düşünüyor.
Obama ABD Başkanı oldu, düşündürdükleri
Barak Hüseyin Obama ABD Devlet başkanı oldu. İçinde yaşadığımız asır ve dünyanın tarihine kıyaslamasını yaparsak şu anda Amerika imparatorluğunun hegamonyasında yaşadığımız söylenebilir. Skytürk, NTV ve diğer kanallar Türkiye’de bile ABD başkanı Obama’nın yemin törenini canlı yayında ekrana taşıdı. Peki burada gözden kaçan birkaç ana noktalar neler?
- ABD LAİK bir ülke. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik olduğu gibi.
- Obama sabah 9′a kadar, Washington Beyaz Saray’ın yakınındaki kilisede dini törene katıldı
- Bundan önce başkanların el bastığı İncile el basarak görevi teslim aldı
- Elini havaya kaldırıp Tanrı’nın önünde yemin ederim şeklinde tamamladı
Tabi bu ABD’de olan bir durum. Bunun Türkiye’de uyarlamasını beklemek, Cumhurbaşkanının Kuran’a el basarak yemin etmesini beklemek Türkiye Devletinde oluşturulan erkana ve siyasete uygun olmayabilir. Ama LAİKlik “şu şekilde olmalı”, “bu şekilde olmalı” diye salık verenlerin dikkatini buraya çekmek ve laiklik anlayışlarının taban tabana laiklikle zıt olduğunu belirtmek istiyoruz.
Nur Serter ve CHP’nin türban açılımı

CHP’nin seçimlik dönekliğinin bir örneğini de Nur Serter ortaya koydu. Türbanın en azılı düşmanlarından eline geçen her fırsatta televizyonlarda başörtülü bayanlara püsküren ve eğitim haklarına çok sert çıkan Nur Serter, CHP’nin türban açılımına destek verip, türbanlı bayanlara rozet taktı. Habervaktim online sitesinin Türk Solu dergisine dayandırdığı haberinde, CHP’nin tabanının da bu açılımdan rahatsız olduğunu, seçim için CHP’nin ayak oyunu yapmasını “ilkesizlik abidesi” olarak nitelendiriyor.
‘Nur Serter ilkesizlik abidesi’
Türk Solu dergisi, CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter’in CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın türban açılımına destek vermesini eleştirdi.
Derginin son sayısında Ali Özsoy imzasıyla “Her dönemin kadını türbana nasıl ikna oldu…” başlıklı bir yazı kaleme alındı. Yazıda Serter’in bir dönem türbanlılar için ikna odaları kurduğu, bugün ise Atatürkçüleri iknaya çalıştığına vurgu yapılarak, şu ifadelere yer verildi:
“Nur Serter, bir ilkesizlik abidesidir. Şimdi Baykal’ın yakın çevresinde bulunabilmek ve kendisi için çok önemli olan milletvekili dokunulmazlığını bir dönem daha uzatabilmek için CHP’nin türban açılımını sonuna kadar destekliyor. Madem türban laikliğe aykırı değildi, neden Cumhuriyet Mitinglerinin başına geçtiniz? Yoksa tek amacınız halkı frenlemek miydi? Oysa Necla Arat en azından karşı çıktı. Ancak Serter hızlı dönüşür. Bakın eskiden ikna odalarında türbanlıları laik olmaya ikna eden hızlı ‘Atatürkçü’ şimdi Atatürkçüleri nasıl türbana ikna etmeye çalışıyor: ‘Ben bu olayın CHP’nin laiklik çizgisinden bir sapmaya yol açtığı görüşüne katılmıyorum. CHP bu olaydan önce olduğu gibi; her zaman laiklik ve cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkan bir parti olacaktır.’ ”
Serter’in türbana ikna olmasının kişilik yapısına uygun olduğunu da belirten Özsoy, “Eskiden rektörlük ve iktidar için Atatürkçü gençlere yapmadığını bırakmayan bir insanın, şimdi de Baykal’ın yakın çevresinde ve Meclis’te kalabilmek için 180 derece dönüşüm geçirmesi bizi şaşırtmıyor” diyor.
Mısır ve İsrail Türkiye’nin Onurunu Kırdı
Türkiye tarihten gelen gücünü de önüne alarak İsrail’in Gazza katliamını durdurabileceğini, Hamas – İsrail ve Suriye – İsrail görüşmelerine en azından ara bulucu olarak katılabileceğini düşünüyordu. Olmadı… Başbakan Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarından Prof. Ahmet Davutoğlu bu görüşmelere Türkiye’nin temsilcisi olarak katılmak için görevlendirilmişti. Geçen hafta perşembe günü Mısırda İsrial Savunma Bakanı Amos Gilad ve Mısır bakanı Ömer Süleyman biraraya gelmek için sözleşmişlerdi. Bu sözleşmeden haberi olan Prof. Davutoğlu, görüşmelere davet edilmemiş olsa bile Türkiye’nin prestijine binaen Mısır’a gitti. Bu görüşmelerde önce Mısır kapıyı kapattı sonra İsrail. İsrail tarafı medyaya yaptığı açıklamadı “Türkiye’nin birkaç kez aramasına hatta en sonunda 5 dakikalık görüşme talep etmesini bile kabul etmedik” dedi.
İsrail medyasında verilen bilgilere göre bu reddin iki ana sebebi var. Birincisi, Tayyip Erdoğan’ın İsrail’in katliamına karşı sert duruşu ve ifadeleri. İkincisi, Türkiye’yi bu barış ve ateşkes konuşmalarından payidar etmemek ve bu işi Mısır ile bitirmek.
Maalesef biz ne dersek diyelim, diplomatik kanallara geldiği zaman İsrail ile askeri anlaşmalar yapmak zorundayız çünkü silahın en teknolojiği ve gelişmişi İsrailde. Sağlık konusunda alışveriş yapmak zorundayız çünkü medikal cihazların en iyisi İsrailde. Ziraat konusunda alışveriş yapmak zorundayız çünkü zira-i malzemelerin en sonu İsrailde. Biz bu bağımlılıklarımızdan kurtulup gerçekten üretmeye başlayana kadar İsrail’in bu katliamlarına boyun eğmek durumundayız.
Yahudilerin Gazzeye bomba düşerken yaptıkları kutlamalar
İsrail ordusu silahsız, uçaksavarsız, aç susuz yaşamaya devam ederken üzerilerine düşen bombanın etkisiyle kendilerinden geçiyorlar. Sınırın İsrail tarafında ise kutlamalar, danslar ve partiler var. İsrail askerleriyle kol kola girip yaptıkları danslar; skorski helikopteleri Gazzeye füze fırlatırken arabaların üstünde delicesine zıplamaları ve borozanlarla savaş çığlıkları atmaları tarihe harf harf yazıldı. Sizce bir gün gelir de bugünlerin hesabı sorulur mu? Din kardeşi olmamızı bırakın insan olarak bu dökülen kanları yerde kalır mı acaba? Zaman hep sabretmiş yine sabrediyor, vakti gelip içini kusacak.
İsrail Gazzede Sivilleri Öldürmeye Devam Vidyo
Guardian gazetesinin internet sitesinde yayınlanan vidyoyu altta sunuyoruz. İsrail Gazze’de sivilleri, kadın ve çocukları öldürmeye devam ediyor.
İstek Vakfı – Yeditepe Üniversitesi ve neden Ergenekon?
Medyadan takip ettiyseniz sadece bir eğitim kuruluşu olarak görünen İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesinin neden Ergenekon davası kapsamında arandığına bir anlam verememiş olabilirsiniz. İstek Vakfı, Bedrettin Dalan’ın kuruculuğunu yaptığı ve ilkokuldan üniversiteye kadar fakülteleri olan bir eğitim kurumu. Bünyesindeki öğrencileri ana okulundan alıp üniversiteye kadar yetiştirme imkanı sunan bir kurum. Peki böyle hayırlı gözüken bir kurumun ergenekon davası ile nasıl bir alakası olabilir? Şaşırtıcı olabilir ama gerçekler satır aralarında saklı.
Bu eğitim kurumlarının Ergenekon ve diğer güçlerle nasıl bağlantısı olduğu ilginç bir çalışma olabilir. Bildiklerimizi sıralamak gerekirse, bu kurumların ve Bedrettin Dalan’ın arkasında masonik güçler bulunuyor. Yeditepe 26 Ağustos kampüsü ziyaret edildiği zaman görüleceği gibi, Masonların binalarında kullandıkları bütün gizli işaretlere sahip bir kampüs. Logosunda Dünya, şahin ve piramid bulunuyor. Bu konularda uzman kişilerin sıralayabileceği daha bir çok nişane detaylarda saklı.
Görsel boyutunun yanında farklı yönleri de var.
- Yeditepe Üniversitesinin 26 Ağustos kampüsü, devlet arazisi üzerinde 11 ay gibi bir sürede MİLYONLARCA dolar harcanarak, geceli gündüzlü çalışılarak açılmış bir kampüs. Ne var bunda niye çamur atıyorsun diyebilirsiniz ama bir de şu yönüyle bakın. İstek Vakfı arkasında Bedrettin Dalan olan ve finansörlüğünü esas olarak onun öncülüğünde ilerleyen bir kurum olduğu belirtiliyor. Ama bir bakıyorsunuz 11 ayda, orman arazisinin içinde büyük kazılar, çok büyük harcamalar yapılarak vaha gibi bir üniversite oluşturuluyor. Ve arkasında İstanbul Eski Belediye başkanı Bedrettin Dalan var. Ee ne var bunda diyorsanız? Peki, şimdi Melih Gökçek veya önceden olsa Tayyip Erdoğan, büyükşehirlerin eski belediye başkanları olarak 11 ay gibi bir sürede 15-20 bin kapasiteli, sosyal tesislerinden yurtuna, kütüphanesinden olimpik yüzme havuzuna kadar bir projeyi 11 ay gibi bir sürede, “iskanı, mimari tasarımı, bütün onamaları ve bürokratik engelleri ve en önemlisi kazım ve binaların inşaatını” gerçekleştirseler ve bu işin arkasından oluk gibi trilyonlar akıp gitse, “nereden geliyor bu paranın kaynağı”, “hangi güçler var bu üniversitenin arkasında” diye sormaz mısınız? Küçücük bir bina yapacağınız zaman bile, sadece mimarı çizimleri bunların onaylanması aylar sürerken, koskoca bir üniversitenin böyle jet hızıyla trilyonlar akıtılarak 11 ayda bitirilmesi garip gelmiyor mu?
- Bilhassa 28 Şubat ertesinde ele geçirilen gücün desteklemesiyle, “dindar okullara karşı” kurulan ve sonrasında bu güdümde kullanılan bir eğitim kurumu.
Akşam Gazetesi 11.05.2006 tarihli Bedrettin Dalan röportajında:
Cemaat okullarını solladık
Kurucusu olduğu İSTEK Vakfı kolejlerinin de şu anda çok iyi bir noktada olduğunu ifade eden Bedrettin Dalan, “10 yıldan bu yana ben üniversite ile fazla meşgul olduğum için liselere fazla emek verememiştim. Ama üç yıldır liselere oğlum Barış bakıyor. Büyük bir atılım yaptılar” dedi. İSTEK Vakfı okullarının tekrar eski günlerine döndüğünü de ifade eden Bedrettin Dalan, “Bir ara Fethullah Gülen cemaatine bağlı okullar çok iyi deniyordu. Bu sene bizim okullarımız Fethullahçı okulları solladı geçti. Hem de olimpiyat şampiyonu olan lisesini geçtiler” şeklinde konuştu.
- Üniversitenin yönetim kurulunda 28 Şubatın mimarlarından ve bu kesime yakın birçok üst düzey asker bulunuyor.
- Kampüsünde okuyan ve gidip gelen öğrenciler, haftanın farklı günlerinde devamlı askerlerin gidip geldiğine şahit olmuşlardır. Bedrettin Dalan’ın askerlerle yakın teması:
17 Ağustos 2006 Perşembe haberde:
1. Ordu Komutanlığı Selimiye Kışlası’nda düzenlenen devir-teslim
töreni, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün karşılanması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.Devir-teslim törenine, yüksek rütbeli subayların yanı sıra İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, İSTEK Vakfı Başkanı Bedrettin Dalan ile aralarında Ali Koç ve Erdoğan Demirören’in de bulunduğu davetliler de katıldı. - Üniversite kurulduğu sıralarda, hafta içlerinde gece geç saatlere kadar balolar ve organizasyonlar düzenlenmiş bir eğitim kurumu düşünün.
- Bunun yanında örneğin Dişçilik fakültesinde öğretim üyesi olarak kalmak isteyen öğrencilerin, masonik kuruluşlar olarak bilinen Lions ve Rotary kulüplerine üyeliği ve bu çerçevede aktivitelere, balolara, partilere katılması aleni olarak söylenmese de öğretim üyeleri tarafından gizli olarak öğrencilere koşulan bir şart
- Üniversitenin açılışında bizzat Bedrettin Dalan’ın dindar kesime atfen “bu eğitim kurumlarından mezun olan öğrenciler onlara gününü göstereceklerdir” şeklinde
Üstteki listede yazılan bütün bilgiler şahit olduğum ve birebir yaşayan kişilerin ağzından dinlenilmiş mevzulardır. Üniversitenin mimari yönüne atfen nacizanebilgi.com adresinde bulduğum, yazdıklarımın tersi olarak nitelendirilebilecek bir mesajı alta ekliyorum. Burada Bedrettin Dalan’ın önce imara açıp sonra da kendi vakfına aldırdığı bir araziden bahsediliyor. Yeni şafak gazetesinin 2000 yılı temmuz tarihli (kampüsün resmi olarak açılmasından 1 buçuk ay evvel) haberine göre ise:
İstanbul’un eski Belediye Başkanlarından Bedrettin Dalan’ın Mütevelli Heyeti Başkanlığı’nı yaptığı İstek Vakfı’nın kurduğu Yeditepe Üniversitesi’nin inşaatı, mahkeme kararına rağmen İstanbul’un giderek azalan yeşilliklerini yok ederek sürüyor. İstanbul 2 No.’lu İdare Mahkemesi’nin 17 Ocak 2000 tarihli ve 1999/374 No.’lu kararı ile kampüs inşaatı hakkında “yürütmeyi durdurma” verilmesine rağmen, inşaat devam ediyor.
nacizanebilgi.com sitesinden alıntı:
bedrettin dalan’ın belediye başkanlığı döneminde orman arazisini imara açarak kurduğu vakıf tarafından satın almasıyla, başkanlığı bıraktıktan sonra da buraya üniversite yapmasıyla kurulmuş vakıf üniversitesidir. mühendislik ve tıp-diş bölümleri iyi olan gerisi hakkında yorum yapmak istemeyeceğim üniversitede eczacılık müzesi ve açık hava bitki müzesi gibi iki adet müze bulunmakla beraber binaların mimari düzeni selçuklu döneminden izler taşımaktadır. zira sanılanın aksine yukardan bakıldığında mason yıldızına felan benzemez, tamamen iftiradır. okulun içinde yer alan iki başlı şahin ise kadın-erkek eşitliğini temsil eder.
(antensiz kelebek, 28.5.2007 00:25)
Sonuç olarak Bedrettin Dalan, İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi isimlerinin Ergenekon davası ile aynı sayfalarda anılması beni hiç şaşırtmıyor. Ama bu sayfada ifade edilen bilgiler iddia niteleğinde ifadelerdir. Başka bir yazıya kanıt olarak eklenebilecek bu kurumlar hakkında somut bilgilere dayalı olabilecek bilgiler değildir ama iddialar bunlardır ve aksi kanıtlanana kadar benim ve birçok kişinin gözünde bu kurumlar bu şekilde kalacaktır, kalmalıdır. Kapatmadan önce güzel bir okuma olabilecek Masonlar Ergenekon’un neresinde? yazısına bir göz atmanızı tavsiye ederim. Bu yazıda Bedrettin Dalan ile ilgili şu ifadeler ilgi çekici:
Açın onlara ait WEB sitelerini görürsünüz. Bunlara üye olan ASKER – SİVİL , kim olursa olsun ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİ korumaları , devam ettirmeleri mümkün değildir. Bu slaytları izlerken , evvelce gönderilen “SİON PROTOKOLLARI” ile beraber yorumlarsanız, nasıl bir sarmal içinde olduğumuzu anlarsanız. Hele Bedrettin DALAN gibi bütün Masonları etrafına toplayıp ben en büyük Atatürkçüyüm demesi gibi.
Sabih Kanadoğlu’nun evinin aranmasının düşündürdükleri
Ergenekon davası kapsamında gözaltılar, aramalar bugün hızlı bir şekilde tekrarlandı. 40′a yakın kişi gözaltına alındı, Yeditepe Üniversitesi, İstek Vakfı arandı, evraklar toplandı. Sabih Kanadoğlu da ergenekon davası kapsamında evi aranan kişilerden birisi oldu. Biraz önce evinin önünden canlı yayında yapılan açıklamada istihzalı bir yüz ifadesiyle açıklama yapan kişi “müzik cd’lerini ve sanat filmlerini belge olarak alıp götürdüler” dedi. Evet düşünüldüğü zaman istihza edilecek ve gerçekten acı acı gülümsenecek bir durum, sonuçta kimsenin fikri, düşüncesi, dinlediği müzik, okuduğu kitap ve izlediği film bir suç ile ilişkilendirilemez. Ortada bir suç unsuru varsa, alet edilmiş bir silah, kurşun, tabanca, bomba v.s. varsa bunlar kanun önünde geçerlilik ifade eder ve kişilerin aleyhinde delil olarak sunulur.
AMA, bir de madalyonun bir de diğer yüzü var. 28 Şubat kapsamında öncülüğünü son alınan 40 kişinin yaptığı, askerler, emniyet müdürü amirleri, gazeteciler ve hukuk adamlarının kontrolü altında Türkiyede dindar kesime yapılan bir zulüm var. Kimler mi? Kemal Gürbüz, üniversitede başörtüsünün en azılı düşmanı. Gücünü ve etkisini dindar kesimin çocuklarını okuttukları kolejleri bastıran Emniyet güçleri ve askeri yetkililer. Gazeteci adı altında hareket eden ve kalemini silah gibi kullanıp askeri gücün 28 Şubat da baskın gelmesini isteyen kesimler. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi.
Medyada hiçbir şekilde yankı bulmayan, öğrenci evlerinin basılıp cd’lerin, kitapların, Kuran-ı kerimlerin evde kalan öğrencilerin aleyhinde kullanıldığı zamanlar var. Özel kolejlerin, üniversitelerin askerin bilhassa Çevik Bir paşa denilen adında meymenet olmayan bir kurmay tarafından yönetilen dinleme, göz altı ve sindirme operasyonları var. Bu hukuk adamları, bu istihza sahipleri düşünür aydın tayfa, hukuk kullanılarak daha 10 sene önce yapılan bu zulümlere karşı hiçbir ses çıkartmazken, “özgür medya” diye adlandırılan borazancılar takımı hiçbir şekilde gündeme getirmezken, şimdi kendilerine aynısının benzeri yapılınca niye cıyak cıyak yırtınıyorlar? Gün olur devran döner elbet diye ünlü bir söz vardır. Çok şükür gün geldi ve MAALESEF devran döndü ve aynı kanunsuzluk hukuk adına icra ediliyor.
İsrail’in Gazze Katliamı Vidyo
İsrail Gazze’deki katliamına devam ediyor. Arap kaynaklarından aldığımız vidyoyu altta yayınlıyoruz. Eğer arapça ve hebrew biliyorsanız lütfen tercümesini yazının altına yorum olarak bırakınız.
Görüntüler çok feci olduğu için 18 yaşın üstündeki izleyicilerin izlemesi uygun olur.

