Genel
Tayyip Erdoğan en az bizim kadar aciz
Tayyip Erdoğan İsrail saldırısı başladığından beri kürsülerden sert açıklamalar yapıyor. İsrail’in haksız olduğunu, devlet terörü yaptığını vesaire vesaire vesaire olarak belirtiyor, söylüyor. Önemsiz mi? Değil. Önemli mi? Değil. Neden önemli değil? Çünkü sonuca şu aşamada hiçbir katkısı bulunmuyor. Daha dün 10′larca sivil öldürüldü ve Tayyip Erdoğan yine çıkıyor “çok sert” açıklamalar yapıyor. Peki diğer ülkeler ne yapıyor?
- Venezüela İsrail büyükelçisini sınır dışı ediyor
- Ürdün İsrail ile politik bağlarını kesme ile tehdit ediyor
- Danimarka İsrail büyükelçisini çağırıp kendisine birebir diplomatik olarak “savaşı durdurun” diyor
- Mısır aynı şekilde İsrail büyükelçisini çağırıp taleplerini iletiyor
Yolcu uçağıyla bize 2-3 saat mesafede, eminim savaş jetleriyle çok daha kısa sürede gidip bombalayabileceğimiz İsrail’i uyarmak için biz ne yapıyoruz? Kürsülerden “İsrail bak yapma cıs olursun diyoruz”. Alkış, takdir, bravo vesaire vesaire vesaire…
Haşim Kılıç’ı yıpratmaya çalışan medya
Haşim Kılıç’ın son zamanlarda medyanın ve Ergenekoncu tabir edilebilecek kesimin beklentilerinin aksine tavır sergilemesi medyanın, kendisinin özel hayatıyla ilgili araştırma yapmasına neden oldu. İş hayatından birşeyler çıkartamadıkları için özel hayatından, damadından birşeyler bulup yıpratmaya, yine “çamur at izi kalsın” şeklinde tavırlar sergilemeye başladıklarını görüyoruz. Bunlarla ilgili Haşim Kılıç yazılı ve görsel açıklama yaparak duruma açıklık getirmeye çalıştı, kendisinin değerlendirmesi şu şekilde:
”Takdir edersiniz ki ayrıntılarını bilmediğim, haberimin olmadığı bir konuda bilgi vermem mümkün değildir. Damadım dahil kimsenin ticari faaliyetlerini denetlemek, takip etmek benim görevim olamaz. Söz konusu kişilerin varsa bir yanlışlıkları yetkili yerlere bunun hesabını verecek erdeme sahip olduklarına inanıyorum.
Konunun beni ilgilendiren boyutuna gelince, söz konusu haberde ismim açıkça belirtilerek bir siyasi partinin kapatılma davası ile bağlantı kurulmaya çalışılması, çirkinliğin, seviyesizliğin hangi noktaya geldiğini açıkça göstermektedir.
Anayasa Mahkemesinde 18 yıldır sürdürdüğüm görev sırasında, siyasi parti kapatma davalarında istikrarlı bir şekilde savunduğumu düşüncelerim kamuoyunca bilinmektedir. Bu vicdani kanaatime çeşitli imalarda bulunularak gölge düşürmek isteyenleri şerefli, namuslu ve sorumlu olmaya davet ediyorum. Seviyesizce yapılan bu saldırılan hangi amaçlarla yapıldığı aziz milletimizce çok iyi bilinmektedir.”
İsrail İstanbul Konsolosluğu Önünde Eylem
İsrail’in zulmü milyarlık müslüman alemine ve dünyanın geri kalanına rağmen tam hızıyla devam ediyor. Dün yaptıkları saldırıda Birleşmiş Milletlerin gözetimi altında bulunan okulda 30′dan fazla cana kıyan İsrail’e karşı kin ve nefret geçen her saat ve duyulan her bir cinayet haberiyle birlikte katlanıyor. Hal böyle iken ne yapabiliriz diye düşünüyorsanız, İsrail İstanbul Konsolosluğu önünde hergün 22:00′de gruplar toplanıyor ve saldırıları protesto ediyorlardı, dün alınan bir karalar bu eylemler 24 saate çıkartıldı ve gruplar halinde nöbetler tutularak İsrail’in saldırıları protesto ediliyor. TVNet’in İsrail İstanbul Konsolosluğu önünden canlı yayında sunduğu görüntüler şu şekilde:
Yalçın Küçük Ergenekon ile göz altında
Yalçın Küçük bugün (Ocak 07 2009) tarihi itibariyle Ergenekon soruşturması kapsamında göz altına alındı. Yalçın Küçük, yurt dışında yapılan PKK gösterilerine “yaşasın kürt bağımsızlık hareketi” diye bağıran, bebek katili Öcalan ile fotoğraflar çektiren ve PKK’nın Türk askeriyle savaştığı cephelerde teröristlerle el sıkışan birisi olduğu halde şu anda yayın yapan medya organları tarafından bütün bu yaptıkları yine hasıraltı edilmiş durumda. Örneğin şu anda Skytürk canlı yayında Yalçın Küçük’ün tutuklanmasını birebir takip ediyorlar ve devamlı AKP karşıtı medya organlarından yazarlar çıkartıp bu tutuklamanın AKP taraftarı medya taraftarının işaret etmesinden dolayı gerçekleştirildiğini iddia ediyorlar. Ayrıca canlı yayında Yalçın Küçük’ün Skytürk muhabirlerine özel olarak el yazısıyla gönderdiği notu tekrar tekrar edip Ergenekon davasının AKP hükümetiyle alakalı olduğu ve bu tarihin seçilmesinin altında AKP’nin kötü politikalarının yattığı söyleniyor. Benim ilgimi çeken bir konu var, göz altına alınırken Yalçın Küçük’ün Skytürk’e gönderdiği mesaj da bakın neler diyor:
1908 den beri kurulan Cumhuriyet 2008 yılında çökertilmiştir. İslamist ve Osmanist bir diktaya doğru yaklaşıyoruz. AKP hükümeti intikam almaya çalışmaktadır. Benim için el ile gelen düğün gibidir.
Yalçın Küçük‘ün bu açıklamalarında hepimizin bildiği “Cumhuriyet 1923′de kurulmuştur” kavramını yer değiştiriyor. 1908 yılında İttihat ve Terakki ile gelen 2. Meşrutiyet kavramına atfedilmesi ve Ergenekoncuların da devamlı kendilerini “İttihat ve Terakki’nin devamı, vatanın kurtarıcısı” olmaları iddialarıyla tutarlı gözükmüyor mu? Abdülhamit’e karşı başlattıkları resmen savaş suçu olarak nitelendirilebilecek içten çürütme hareketini Türkiye Cumhuriyetine de yaşatmaya çalışmaları ne ilginçtir.
Yalçın Küçük kimdir?
Yalçın Küçük hakkında Samanyolu Haberin yaptığı araştırma gerçekten izlenmesi gereken bir çalışma.
İsrail basketbol takımı Ankarada
500′ün üstünde katliam, 2000′in üstünde yaralı ve İsrail tüm hızıyla operasyonlara devam ediyor. Gazze’yi ikiye ayırıp, zaten tıbbi mühimmatı ve elektriği olmayan Refah Hastanesini diğer taraftan yoksun bıraktılar. Yaralılar, hastalar tedavi edilemediği için ölü sayısı iki katına çıktı. Bize bildirilen 500 küsür rakamı “muharebede öldürülenler” ya bundan önceki saldırılarda yaralı olanlar, ya kanser veyahut diyabet gibi kimyasal silahlardan ötürü hastalanan kimseler? İsrail’in bu saldırısı en az 1000 ölü bırakarak bitecek diye tahmin ediliyor.
Cephede savaş tam hızıyla devam ederken, İsrail basketbol takımı Bnei Hasharon bu gece Ankara’da sportmenliklerini göstermek için geliyorlar. Siyonist kansızlığı sanırım bu olsa gerek.
Türk Telekom Basketbol Takımı bu akşam Ankara’da İsrail takımı Bnei Hasharon ile karşı karşıya gelecek. Karşılaşma öncesinde ve maç oynanırken İsrail aleyhinde yoğun protesto gösterileri yapılacak. MOSSAD ajanlarının koruduğu İsrail takımı Etap Altınel Hotel’e yerleşti.
“Sadece bugün Filistinli 20 çocuğu katleden İsrail’in bir takımının Ankara’da basketbol maçı oynamasına müsaade etmeyeceğiz. Duyarlı tüm halkımızı 6 Ocak Salı günü (bugün) saat:18.00′da Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu önünde protestoya davet ediyoruz.”
Kaynak: İsrail takımı protesto edilecek
Özür Dilemeyi Seven Aydınlara Fırsat
Malumunuz “Özür Diliyoruz” kampanyası çerçevesince Ermeni Yasa Tasarısını destekler sesler çıkartan, Ermenilere atalarımızın soykırımı uyguladığını ifade etmeye çalışan bir aydınlar güruhumuz neşet etti. Bu güruh çok modern, pek saygılı beyefendi ve hanımefendilerden oluşuyor. Saygılıyız… Peki bu güruha açık bir davet versek? Örneğin Azerbaycan’dan da Özür Dileseler? 100 yıl önce değil daha 10-15 yıl önce sınırlarımızın dibinde Ermeni barbarları tarafından köyleri basılan, kadınlarına tecavüz edilip, çocukları kesilen Azeri kardeşlerimizden özür dilemek çok zor olmasa gerek. Belki de çok zordur? Bilmiyoruz ama Turkishforum sitesinde yayınlanan “Azerbaycan Özür Bekliyor” yazısı bu konuyla ilgili çok manidar notlar ortaya koyuyor.
Hiç beklemediğimiz yazarların ve medya organlarının özür kampanyasını çok zaruri bir mesele olarak görmeleri ve gelen tepkilerin faşist duygularla ortaya çıktığını savunmaları hayret verici. Savunulmayan tek millet biziz ve daima taviz vermeye zorlanan biziz. Bu büyük oyundan kaynak sağlamak adına şerefimizi yitirmek yalnızca şahsımıza zarar verir, milletimize değil. Özellikle yakın tarihimizi Ermeni ağzıyla medyaya sunmak, kitaplar çıkarmak ve kanlı katillerin yönettiği bir ülke imajı çizmek ne derece akıllıca bir iştir bilinmez.
İsrail’in Filistini Bombaladığı Vidyolar
İsrail Filistine kara ve havadan saldırılara devam ediyor. Duvarlar içine sıkıştırılmış, aç susuz ve tıbbi malzemelerden yıllardır yoksun bir halk üzerine halen bomba yağdırıyor, halen soykırım uyguluyor. İsrail’in medyada yayınlanmaması için büyük baskı uyguladığı görüntüler internette dolaşıyor. Eğer haberleri almak için sadece gazetelere ve medyaya bakıyorsanız büyük bir yanılgı içindesiniz demektir. Burada müslüman kaynaklarından İsrail’in görmemizi istemediği bazı vidyoları yayınlıyoruz. Elimize geçtikçe yayınlamaya devam edeceğiz.
18 yaşın altındaki gençlerin bu vidyoları izlememeleri daha iyi olur.
Evinizdeki köpek ve kediler bizim çocuklarımızdan daha mı değerli?
Filistine yapılan saldırıları protesto etmek için kullanılan bu pankart ne kadar anlamlı.
Bizim çocuklarımızın sizin evinizde beslediğiniz kedi ve köpek kadar değeri yok mu? (başka bir çeviri: Neden sizin evinizdeki köpek ve kediler bizim çocuklarımızdan daha iyi muamele görüyor?)
Why are your dogs and cats treated better than our children?

İsrail’in Gazze katliamı
İsrail son bir haftadır yine Filistini ve Gazze’yi kan gölüne çevirdi. Yüzlerce ölü, binlerce yaralı ve daha savaşın en kanlısı başlamak üzere. Altta İsrail’in saldırısının hemen ardından çekilmiş bir vidyoyu yayınlıyorum. Yaşı küçük olanların izlememesi tavsiye olunur.
CHP’li Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz
Melih Gökçek ile ilgili bütün çamurlu suları bulandıran Doğan Medya grubunun hafızalardan kaçmayan bir oyunuyla karşı karşıyayız. CHP’li Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ın hatırlarsanız yolsuzluk kasedi çıkmış, bunlar alenen medyaya verilmiş ve kendi sesinden bütün itirafları dillendirilmişti. Ne oldu? CHP’li Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz aynı olduğu gibi oturup bütün yolsuzluğuna, pisliğine devam ediyor. Peki Melih Gökçek ile ilgili kanıtı ortaya konulmamış sadece iddialara dayalı maddeler üzerinden yapılan bu kavga, bu savaş ortamı neden? Hasan Karakaya’nın dile getirdiği duyumları bence bu konuda manidar:
“Rivayetler muhtelif” olsa da, benim kulağıma gelen olay şöyle: “Kartel medyası”nın üst düzey yöneticilerinden biri, İstanbul’dan Ankara’ya gider ve oradaki yazar-çizerlerle yemek yer…
Malûm, “Ayı’nın 9 türküsü vardır, dokuzu da ahlat üstüne” diye bir söz vardır… “Gazeteci”nin türküleri de, “haberler” üzerinedir!..
Söz, döner dolaşır; CHP’li Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ın televizyonlara yansıyan “kaset”lerine gelir!.. Hani, “CHP’li Belediye Meclisi Üyeleri”ni “yamyamlık”la suçladığı, “rüşvet dağıtmak”tan bitap düştüğünü söylediği konuşma var ya, işte o!..
Üst düzey yönetici; “Biz, Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ın o kasedi konusunda yanlış yaptık” der; “Rüşvetin ve yamyamların üzerine gitmeliydik!”
Sonra, yazarlara döner;
“Bu konuda sizden de ses çıkmadı!.. Neredeyse, böyle bir olay hiç olmamış gibi davrandınız!”
Bir yazar, “ben yazdım” der, “Bir yazı yazdım ve olayı eleştirdim!..”
Üst düzey yönetici; “Biliyorum… O yazıyı okudum” der;
“Ama, çok yüzeysel bir yazı yazdınız!.. Rüşvet dağıttığını, yamyamlara para yetiştiremediğini söyleyen adam CHP’nin Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz değil de, Melih Gökçek olsaydı, adamı bir kaşık suda boğar, anında linç ederdiniz!”
“Eleştirdim” diyen yazar, boynunu büker… “Ama efendim” der, “Eryılmaz’ı korumaya çalışmamız gayet normal!.. Çünkü, elimizde kala kala sadece Çankaya kaldı!.. Hiç olmazsa Çankaya’yı koruyalım!”
Lamı-cimi yok… “Zihniyet” bu!.. Adamlar, “kendi adamları”na işte böyle sahip çıkıyorlar!. Hem de; ister “rüşvetçi” olsunlar, ister “yamyam”ları beslesinler!..
Öyle sanıyorum ki;Melih Gökçek’e yönelik kartel saldırılarının temelinde de bu “zihniyet” var!.. Bu, “ideolojik” zihniyet!..

