Melih Gökçek’in düşündüren hali
Melih Gökçek Ankara’nın yüzünü 70 yıldan sonra güldürmüş; metrosuyla, alt-yapısıyla birçok yatırımlar yaparak Ankara’yı yaşanılabilir bir kent görünümü kazandırmıştı taki hakkında iddialar çıkana kadar. İddialar çıktı ve film birden durdu. Bundan önce çıktığı açık oturumlarda cazgırlık ve bazen mahalle ağzıyla tartışmalar yapsa da haklı olduğunu ve davasını haklı bir şekilde savunduğunda herkes hem fikirdi. CHP’li Kılıçdaroğlu ile çıktıkları açık oturum bunu biraz tersine çevirdi. Hakkında yapılan sayaç suçlamasını elinde belgeleriyle ortaya koyup; piyasada kaça satıldığını kendilerinin kaça sattığını açıklıyamadı.
Ucuz olanına göre pahalısını tercih etmesini çok güzel izah etti ve pahalı olanın alınmasının Ankara halkı için daha hayırlısı olduğu ortada. Ankara gibi bürokrasinin başkenti olan bir şehirde devlet kurumları, üniversiteler, ilçe belediye kurumları v.s. şeklinde uzayıp giden bir listeye peşin peşin gaz vermeyi kabul ederseniz, ay sonunda iflas bayrağınızı çektiniz demektir. Onun için pahalı olan ama kontörle çalışıp peşin peşin tahsil yapacak sayacı almak en doğrusu ve makbulü. Ama dediğim gibi burda Melih Gökçek’in açıklaması beklenen, bu sayaçları piyasa değerinde mi aldığı yoksa şişirme bir fiyatla mı aldığıdır. Kendisinin akıllarda bıraktığı sorular özet olarak şunlar:
- Mal varlığı beyanı: Melih Gökçek ve ailesinin mal varlığı nedir, geçen zaman düşünülürse ve Melih Gökçek’in harfiyat işçisi olmadığı gözönünde bulundurulursa kişisel mal varlığının bi ihtimal 2-3 katına çıkması normaldir ama bu rakam 15-20 katı gibi birşeyse, bunun devletin müfettişleri, müşavirleri vasıtasıyla araştırılıp, kazancında herhangi bir haksızlık var mıdır tespit edilmesi gerekir.
- Alımını yaptırdığı kontörlü ve dijital çalışan sayaçların maliyeti ve piyasa fiyatı nedir?
- Uğur Dündar’ın programındaki kavgacı ve susturmacı görüntüsünün altında ne yatmaktadır, program akabinde düzenlediği basın toplantısında bu tavrı sürdürüp birilerine saldırarak oluşturduğu kavgacı, çamur görüntüsü nereden çıktı? Nedir bu gerilim?
- Kılıçdaroğlu Ergenekon ilişkisi olmadığını bildiği halde ahlaksızlık yapıp çamur atmıştır. Bunlarla ilgili cevaplar dünkü konuşmasında açıklamış ve böyle bir ilişki olmadığını açıklamıştır. SESAR denilen firmanın Ankara belediyesine 300 milyarlık faturayı kasıtlı kestiği ortaya çıkmıştır.
Bunun yanında şöyle bir durum var. Artık “internet sitesi” denilen bir kavram var. İnternet siteni açıp hiçbir televizyondan, radyodan, gazeteden ilgi görmüyorsan bile çatır çatır sesini herkese duyurabilirsin. Günümüzü meşgul eden “Ermenilerden Özür Dileme” kampanyası bile bir internet sitesi olarak karşımıza çıkmıştır. Dolayısıyla ses getirmek, ilgi görmek ve istediği zaman gündem oluşturmak için elde gerekli materyal mevcut.
Şu anda Melih Gökçek kendisine kumpas kurulduğunu iddia ediyor. İnternet sitesinde hakkında yapılan itham ve elindeki belgeleri birbir halkın dikkatine sunsun. Şu anda Türkiyede 5-6 milyonun diye belirtilen aktif internet kullanıcısı güruhu mevcut. Bu kullanıcılar hergün bir fiil haber okuyor, msnde arkadaşlarıyla görüşüyor, email alıyor email gönderiyor. Bunu göz önünde bulundurarak kendisini belgelerle, evraklarla gayet güzel aklayabilir, Kılıçdaroğlu’nun yaptığının terbiyesizlik olduğunu, hakkındaki iddiaların yalan ve asılsız olduğunu ele güne kanıtlayabilir. En basitindan bir power point sunumu hazırlar ve internete yerleştirir. Bizde bu işin asıl rakamlarının ne olduğunu, hangi malın kimden hangi tarihlerde, hangi fiyatla alındığı ve satımının yapıldığını öğrenmiş oluruz. Şeffaflık, şeref, haysiyet bunu gerektirir.

Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorum yapan siz olun.