Türkiye Yatışır mı?
“Sağ duyulu” şeklinde nitelendirilebilecek bazı medya kuruluşları “ortamı daha da kızdırıp Türkiye’nin kamplaşmasına sebebiyet verenlerin önüne geçilmeli” diye ifadeler kullanmaya başladılar. Bunun yanında Doğan Grubu Hürriyet ve Milliyet silahlarıyla hergün ateş etmeye ve ülkede kamplaşmayı körüklemeye devam ediyor. Peki bu noktaya getirilen Türkiye yatışır mı?
Sırf bu soruya cevap bulabilmek için birkaç gündür medyayı çok yakinen takip ediyorum. CNN Türk, Sky Türk, Show Ana Haber, KanalD Ana Haber ve diğer medya organlarını göz kırpmamacasına takip ediyorum. Peki gözlemlerim nasıl?
CNN Türk:
CNN Türk şu anki duruşunda “yargının üstünlüğü kavramının arkasında” durulmalı şeklinde bir tavır ile hükümete yakın bir tavır takınıyor gibi gözüküyor. Halen hükümetten bazı bakanları canlı yayınlara alarak, onlarla Ergenekon ve kapatma davaları dışındaki mevzuları konuşarak gündemi biraz olsun soğutmayı hedefler bir yapıları gözleniyor.
SKY Türk:
Şu anda medya organları arasından yargıya en azılı muhalefet SKY Türk gözüküyor. İlk gün yaptıkları yayınlarla resmen 2. Kurtuluş Savaşı başlamıştır şeklinde bir üslup takınıp, mutfakta ellerine geçen ne varsa onu televizyon ekranlarından yargıya ve hükümete fırlatmaya çalıştılar. Göz altılardan beri de aynı tavırı koruyorlar ve bilhassa Nihat Genç gibi deli-dolu olarak nitelendirilebilecek bir yazarı böyle bir zamanda ekrana çıkartarak maşa olarak kullanıyorlar. Bir manada halkı ve Biz Kaç Kişiyiz gibi grupların önünü çektiği kendilerine “Mustafa Kemal’in varisleri” olarak nitelendiren grupları galeyana getirmeyi ve orduyu az da olsa ittirmeye kaktırmaya çalışıyorlar.
SHOW TV ve KanalD Ana Haber:
SHOW TV ve KanalD ana haber bültenleri, kendilerine CNN Türk ile SKY Türk arasında bir noktaya konuşlandırmış, gündemin akışına göre şerbet vermeye çalışır tavırlarını sürdürüyorlar. Bir yandan hükümete ağır ithamlarda bulunurken bir yandan da olayın gizliliğine dikkat çekerek kendilerini de riske atacak bir tavırdan takınmayı hedefliyorlar.
Peki milyon ytl’lik soru, Türkiye bu noktada yatışır mı? Devletin içindeki iki grup keçi inadlarıyla birbirine tos vurmaya devam ederlerse şu ana kadar gördüklerimiz daha pandominonun başlangıcı niteleğinde. Bir yanda halkın seçimiyle gelmiş hükümet diğer yanda kendilerini Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyetin koruyucuları olarak nitelendiren laikler, iki taraf da gücünü yitirmek istemiyor. Laik olarak nitelendirilen grup kendilerini bilhassa ergenekon davasıyla birlikte yargısız infaz edilen, hakkı gasp edilen, göz altına alınıp zulm edilen taraf olarak gösterip içinde bulundukları hareketi inkar etmeyi tercih ediyor. Hükümet tarafı meşruiyetini yitirmediği, bunun laik grup tarafından onaylanması gerektiğini düşündüğü için geri çekilecek gibi durmuyor. Dolayısıyla şu anda kündeye gelmiş bir Türkiye ve iki tane pehlivan var karşımızda. Eğer laik grup, hükümetin bu hareketini görüp “tamam hareketini gördüm, parti olarak seni kapatıp Türkiye’yi sırf biz diyoruz diye bir kaosun içine sürüklemiyeceğiz” derlerse, hükümet yargıyla konuşup bu durumu yatıştırmayı deneyebilir. Ama iki grubun radikalleri de çok uzak uçlarda bulundukları için böyle bir ortak kararda buluşmaları çok güç. Buluşulsa bile diş bileyip birbirini tekrar kündeye getirmek için gün sayacakları çok açık. Laik grubun jokeri bu zamana kadar askerdi ama bu sefer askerde çok temkinli ve laik grup ne kadar askeri provoke etmeye çalışsa da sabırlarının son sınırına kadar, darbe girişimlerinden uzak duracakları gözüküyor. Bunun bir nedeni de son aylarda askeri kaynakların dahi dinlenebilmesi, takip edilebilmesi ve planlarının ortaya çıkartılması dolayısıyla yapacakları bir hareketin önceden tespit edilip, taşın altına elini sokmak isteyecek paşaların alaşağı edilmesi riski.
Dolayısıyla milyon ytl’lik “Türkiye yatışır mı” sorusunun cevabı bana göre 1 ay içinde yatışmaktan öte daha da kızışacağa benziyor.
Ergenekon ve Biz Kaç Kişiyiz
Skytürk’de ana haberlerde sunucu “hükümete yakın medya kuruluşlularına servis yapılıyor” diyerek, 7 Temmuzda düğmeye basması planlanan Ergenekonu senaryo olarak değerlendiriyor. Bu senaryonun başlangıç noktası olarak nitelendirilen “Yargıya destek” mitingler olacağı olarak zikredilen Ergenekon’un büyük bir senaryo ve komplo teorisi olduğunu belirtiyorlar. Skytürk, Hürriyet, Milliyet daha doğrusu DOĞAN grubu deli gibi Ergenekon mevzusunu değerlendiriyor, büyük bir komplo olduğunu ısrarla, bastırarak ifade ediyorlar. Ama durumlar ve şartlar nedense bu ifadeleri yalancı çıkartır nitelikte. Ergenekon’un ilk ayağı olarak nitelendirilen “Hukuka Saygı” mitingleri ile ilgili bugün bizkackisiyiz@mail.com adresinden aşağıdaki bir email geldi. Aşağıda bu emaili ekliyoruz.
6 Temmuz Pazar günü Türkiye’yi “Hukuka Saygı” mitinglerimize çağırıyoruz. Türkiye sahipsiz değildir ve asla kalmayacaktır.
İstanbul: Kadıköy İskele Meydanı
Saat: 15:00
Ankara: Abdi İpekçi Parkı Sıhhiye
Saat: 16:30
İzmir: Bostanlı Demokrasi Meydanı Karşıyaka
Saat: 16:00
Mersin: Kültür Merkezi
Saat: 15:00
Kocaeli: Sabancı Kültür Merkezi Önünden İstanbul’a otobüs kalkacaktır.
Saat: 11:00
Gaziantep: İstasyon Meydanı
Saat: 16:00
Antalya: Kışlahan Hotel Önü Havuz Başı
Saat: 16:30
Denizli: Biz Kaç Kişiyiz Denizli Şubesi Dernek Binası
Saat: 15:00
Eskişehir: Odunpazarı Meydanı
Saat: 16:30
Tekirdağ: Cengiz Topel Meydanı
Saat: 16:00
Ergenekon’u Örtbas Etmeye Çalışıyorlar
Evet, belli kesim bir medya “Generaller göz altına alındı”, “Türkiyenin çok önemli bir kesimi tehdit altında”, “Türkiye çok büyük bir karanlığın içine sürükleniyor” diye bas bas bağırıyor. Ama burada göz ardı ettikleri çok önemli bir nokta var. Mahkeme bu kararı 2 hafta evvelinden almış ve belli bir plana göre uygulamaya almış. Herşey doğal seyrinde gidiyor, aynı AKP kapatma davasında Cumhuriyet Savcısı Abdurrahman Yalçınkaya AKP’yi kapatma çalışmalarına başladığı zaman doğal bulunduğu gibi. AKP’nin kapatılması ile bu dava paralel zikrediliyor çünkü iki tarafı da rahatsız edecek farklı olayların eş zamanlı olması bu örneği çok makbul kılıyor. AKP’nin kapatılması davasında AKP’nin, Tayyip Erdoğan’ın olayı çok itidalli karşılaması ve olayı adım adım değerlendirmesine bir bakın, Kemalist yada Cumhuriyetçi diye kendilerini isimlendiren kesimin feveranına, koparttığı fırtınalara bakın. Yeni Şafak’tan Tamer Korkmaz bu konuya bugünki köşesinde çok güzel parmak basmış. Okuyalım.
Yeni Şafak - Tamer Korkmaz
Son büyük gözaltı dalgası, Ergenekon operasyonunun genişleyeceğinin, hayli ileri boyutlara ulaşacağının kuvvetli işaretidir.
Sarsıcı göz altıları “darbe dönemlerindeki uygulamalara” benzetmek suretiyle eleştirenler, kamuoyunu taammüden yanıltıyorlar…
Hedef şaşırtıyorlar.
Ergenekon’un darbe planlayan bir örgüt olduğu kesindir!
Şu ana kadar gerçekleşen 100′ü aşkın gözaltı var, 49 kişi ise tutuklu…
Yani?
Darbecilere ‘darbe’ vuruluyorken…
Olup biteni 12 Eylül göz altılarıyla eş değer gösterip, Ergenekon üyelerini korumaya çalışmak; ortadaki devasa hadiseyi örtbas etmeye niyetlenmektir.
“İddianamesi bile yok” diyerek doğallıkla uzayan bir süreci baltalamak uğruna zihinleri bulandırmaya çalışanlar; sanki hiç dava açılamayacakmış gibi bir görüntü kurguluyorlar:
Böyle bir tavır, Danıştay Saldırısı-Cumhuriyet’in Bombalanması-Ümraniye Hattı’nda “gayrı nizami harp” foyası ortaya çıkan darbeci-ulusalcı Ergenekon örgütünü inceden inceye savunmak demektir.
Yazının Tamamı: http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=03.07.2008&y=TamerKorkmaz
Ergenekon Hesaplaşma mı Anlaşma mı?
Yenişafak - Akif Emre gündemin içinden ileriye ve geriye doğru bir bakış atmış ama görebildiğim kadarıyla o da bir çıkış yolu bulamamış. Okuyalım
Yakın geçmişte olup bitenlere bakarak “Türkiye’nin modern tarihi açısından bir dönüm noktası” olarak nitelenen operasyonları anlamaya doğru mesafe kat etmiş oluruz. Görüntü şu, ilk defa orgeneral rütbesinde emekli askerlerden oluşan bir grup zanlıları yargılamak üzere operasyon düzenleniyor. Mahkeme bunları suçlu buluncaya kadar zanlı hükmündeler. Ancak sivil yargı eliyle evlerinden, askeri lojmanlardan alınıp sorgulanmak üzere gözaltında tutuluyorlar. Derinlerde çok ciddi suçlamalar olmasa bu kadar üst düzet görevde bulunmuş askeri bürokrasiden kimse alınamaz. Medyaya yansıdığı kadarıyla darbe yapmak amaçlı bir çeteleşme söz konusu.
Burada akla gelen ilk soru şu; bir hesaplaşma mı yaşanıyor? Bir hesaplaşma varsa bunun tarafları kimler? Kimilerinin hemen balıklama atladığı gibi gerçekte sivil iktidarla askeri bürokrasi arasında bir hesaplaşma mı yaşanıyor? Yani bir yanda kapatılma davası ile boğuşan AKP kendi iktidarını darbeyle devirmek için çeteleşen askeri yapılanmayla mı hesaplaşıyor? Hesaplaşma bir yana buları adalet önünde hesaba çekiyor? Kestirmeden resmi bu şekilde okumak isteyenlerin hayli fazla olduğu ortada.
Aynı dönemde önemli ve dokunulmaz mafya babaları teker teker yakalanıyor, hatta emekli bir paşa yolsuzluk suçlamasıyla yargılanıyordu. Tüm bunların bir “devlet politikası” olarak Avrupa Birliği sürecine dahil olmasının bir sonucu olduğunu göremeyenler emekli bir paşanın neden daha evvel yolsuzluktan yargılanamamış olduğunu sorgulamadı elbette. Keşke AB nedeniyle değil de kendi irademizle suçluları yargılayabilseydik.
Bu açıdan bakılınca bir tarafta apaçık bir hukuku zorlayan bir parti kapatma davası ve “parti kapatmak için suç işlemenin gerekmediği”nin savunulduğu bir hukuk anlayışı diğer tarafta kapatılma davasında savunma veren hükümetin, darbe amaçlı çete kurmaktan suçlanan emekli paşaları gece evlerinden toplatıp yargı önüne çıkaracak irade ve güce sahip olması. Burada bir tuhaflık yok mu sizce?
Olup bitenleri hesaplaşma olarak okunacaksa eğer; Türkiye’de sivil yargı, seçilmiş hükümetler bu kadar güçlüyse bu kapatma davası ne demek oluyor? Kapatılma tehditi “Demokles’in kılıcı gibi” başında sallanan bir hükümet nasıl oluyor da böylesi bir operasyonu gerçekleştirebiliyor? Meclis araştırma komisyonuna bilgi vermek için gelme lüzumunu bile görmeyen asker bürokratlar nasıl oluyor da polis gücüyle toplanabiliyor?
Yazının tamamı için: http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=03.07.2008&y=AkifEmre
Ergenekonun Dehşet Planı
Ergenekon’da gözaltına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un, Fenerbahçe Orduevi’ndeki ofisinde ele geçirilen ‘kozmik’ belgelerde, ülkeyi darbeye götürecek provokasyon senaryosu çıktı.
30 kişilik suikast timi
‘Dehşet senaryosu’na göre, ‘Sahte Yeşil’ olarak bilinen tetikçi Osman Gürbüz’ün yönettiği, ordudan ayrılma 30 kişilik suikast timi, geçen hafta yargı mensuplarına suikast düzenleyecekti.
Başbakan Sinan Aygün!
Planda suikastlerin ardından 6 Temmuz’da, 40 ilde, ‘Yargıya sahip çık’ mitingleri yapılarak kaos çıkarılacak ve Ordu’ya darbe yaptırılacaktı. Plana göre, Sinan Aygün de başbakan olacaktı.
* * *
Ergenekon kapsamında Ankara’da askeri lojmanda gözaltına alınan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’un Fenerbahçe Orduevi’nde basılan gizli ofisinden, Türkiye’yi sarsacak belgeler çıktı. Polisin ele geçirdiği belgelere göre, Eruygur’un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde birlikte çalıştığı istihbarat subayları ve ‘İkinci Yeşil’ olarak adlandırılan suç makinesi Osman Gürbüz, bir hafta içinde, ses getirecek provokatif eylemler yapacaklardı. Bu hafta içinde 3-4 yargı mensubuna düzenlenecek suikastlerin ardından 6 Temmuz Pazar günü de 40 ilde ‘Yargıya sahip çık’ mitingleri düzenlenerek çıkarılak kaos sonucu Ordu’nun darbe yapması sağlanacaktı.
ÖZEL SUİKAST TİMİ
‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ darbe planlarının bir numaralı ismi emekli Orgeneral Şener Eruygur’un Fenerbahçe Orduevi’ndeki gizli ofisinde ele geçirilen belge ve bilgisayarlar, Emniyet Terörle Mücadele Şubesi dedektifleri tarafından deşifre edildi. Elde edilen belgelere göre, Eruygur’un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde Jandarma İstihbarat Daire Başkanı olan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve aynı dönemde İstihbarat Teknik Daire Başkanı olan emekli Albay Atilla Uğur’un yönetiminde, örgütün illegal faaliyetleri için 30 kişilik özel bir suikast timi kuruldu.
MİTİNGTE KAN AKACAKTI
Timin başında, onlarca suç kaydı bulunan, kardeşini bile gözünü kırpmadan öldüren, ‘ikinci Yeşil’ olarak da adlandırılan ‘Küçük Hacı’ lakaplı Osman Gürbüz bulunacaktı. Belgelere göre, örgüt, 5 aşamalı darbe planını adım adım uygulamaya koyacaktı. Önce, bu hafta sonuna doğru, AK Parti ile yargının arasını açmak için önemli bazı yargı mensuplarına yönelik suikastlar düzenlenecek, ardından da halk ayaklandırılacaktı. 6 Temmuz 2008 Pazar günü de 40 ayrı şehirde aynı anda, yargı mensuplarına yönelik saldırılar, ‘Yargıya sahip çık’ sloganıyla düzenlenen izinsiz gösterilerle protesto edilecekti. Mitinglerde kanlı olayların yaşanması için provokasyon yapılacaktı.
START ANTEP’TEN
Protesto gösterilerinin startını, Gaziantep’ten, eski 1. Ordu Komutanı, emekli Orgeneral Hurşit Tolon’la, Kanaltürk’ün eski sahibi Tuncay Özkan birlikte vereceklerdi. Cumhuriyet mitinglerindekinden daha sert söylemi olan ve valiliklerden izin alınmadan yapılan mitinglere polis müdahale edecek, kanlı çatışmalar yaşanacaktı. Kaos ortamı büyüyerek olaylar tüm yurda yayılacak ve darbeye zemin hazırlanarak hükümet istifaya zorlanacaktı.
ŞENER CUMHURBAŞKANI
Eruygur ve Hurşit Tolon yöneti-mindeki yapılanmanın, ATO Başkanı Sinan Aygün’e de ‘dehşet planı’nda aktif rol verdiği tespit edildi. Belgelere göre Aygün, sürekli olarak anketler düzenleyip, yandaş medya kuruluşlarında ülke ekonomisinin çöktüğü yönünde demeçler vererek karamsar bir tablo çizecekti. Suikastlerin ardından düzenlenecek provokatif gösterilerle ordunun darbesiyle hükümet düşürülecek ve Aygün’ün kurduğu parti iktidara getirilecekti. Planda Abdüllatif Şener’in de yeni dönemin Cumhurbaşkanı olması öngörüldü.
Senaryonun el kitabı bile var
ERGENEKON BELGELERİ
Emekli Orgeneral Şener Eruygur’un gizli ofisinde darbeye zemin hazırlanırken ortaya çıkacak kaosta örgüt mensuplarının nasıl hareket etmesi gerektiğini gösteren kitapçık da ele geçirildi. Kitapta maddeler halinde örgüt mensuplarına uyarılarda bulunuluyor.
YÖNETMENDEN ÖRGÜT KLİBİ
Kitapçığa göre, medyada bulunan yandaşlar vasıtasıyla buhran ve bunalım yayınları pompalanacak. Kitapta yönetmen Halis Yavuz’un da örgütün politikasına uygun film, dizi ve klipler yapacağı belirtiliyor. Eruygur’un ofisinde Ergenekon belgeleri de bulunduğu belirtildi.
Gözaltına alınırken CHP’li vekili aradı
Emekli Orgeneral Şener Eruygur’un gözaltına alınırken, hukukçu bir CHP milletvekilini aradığı ortaya çıktı. Eruygur ile vekil arasında şu diyalog geçtiği öğrenildi:
- Eruygur: Polis beni yakalamaya geldi.
Vekil: Boşver, kapıyı çalar çalar giderler, açma…
- Eruygur: Ama polis ısrarla kapıyı çalıyor.
Vekil: Bir bak bakalım, yanlarında subay var mı?
- Eruygur: Evet yanlarında 2 subay var.
Milletvekili: O zaman kapıyı aç…
İŞTE DARBE EKİBİ
Provokasyon uzmanı, tetikçi
Osman Gürbüz:

Yeşil ve Abdullah Çatlı gibi, Türkiye’de provokasyon konusunda en ‘uzman’ kişilerden. 12 Eylül darbesini hazırlayan provokasyonların bazılarında parmağı var. Gürbüz’e, ‘İkinci Yeşil’ deniyor. 16 yaşında bıçakla adam yaraladı, 1990′da ağabeyini, 1991′de kardeşini öldürdü. Adı çok sayıda cinayet, yaralama, gasp ve çatışma olayına karıştı.
Eruygur’un ‘kilit’ adamı
E. Albay Hasan Atilla Uğur:

2003′te Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik Takip Daire Başkanı olarak görev yapıyordu. Eruygur döneminde Jandarma’da kilit görevlerde yeraldı. Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra İmralı’da Öcalan’ı sorgulayan ekibin başında bulunuyordu.
İstihbarat ağı ‘Sarı Levent’e
E. Tuğgeneral Levent Ersöz:

Emekli Orgeneral Şener Eruygur’un sağ kolu. Ergenekon’un istihbarat ağından sorumlu. ‘Sarı Levent’ olarak da biliniyor. Eruygur döneminde Jandarma İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptı. Albay Erdal Sarızeybek’in iddiasına göre, Ersöz, Tansu Çiller ve Hilmi Özkök’ün de aralarında olduğu çok sayıda kişinin dinlenmesi talimatını verdi. Ersöz, Ergenekon kapsamında aranıyor.


